-Medeniyetimize dâir-

Öylesine Düşünceler

Hepimiz çocuk olduk. Merak ettik. Sanki bu gezegenden değilmiş de başka bir yerden gelmişcesine çevremizi keşfetmeye çalıştık. Kurallarımız, sınırlarımız yoktu. Çocuktuk, yapardık. Küçükken ben de büyümek istedim. Şimdi tekrar çocuk olmak istiyorum. Benim pişmanlığım biraz erken oldu galiba. Doyasıya gezmek istiyorum, doyasıya düşünmek ve deneyimlemek. Eğitilmek istemiyorum. Bir kalıba girmek istemiyorum. Dünyanın daha kolay yönetilebilir bir yer olması için bunlara ihtiyaç olduğunu biliyorum. Zaten benim derdim yöneten olmak değil ki. Ben sistemin dışındakilerden olmak istiyorum, şu deli dediklerinizden. İktidar, güç sizin olsun, öleceğini bilerek yaşarken benim için bunların manası var mı sanıyorsun? Benim arayışım başka, her şeyi bırakıp varlığımın anlamını bulmalıyım. Bulamazsam da aramalıyım.

Yaratılışçı bakışla Tanrı bizi dünya indirdi ya da bıraktı mı? Yoksa hepsi bizim kendi egolarımızı pohpohlamak için uydurduğumuz hikayeler mi? O insanın seçilmişliğiyle ilgili bildik öyküler, doğanın emrimize amade kılınması, sırf bizim için yaratılması. Varlığımızı Yahudi ahlakıyla temellendirmek nedense hep yanlış geldi bana. Onların kutsal kitaplarına göre Tanrı insanları doğaya hükmetsin diye yarattı, Yahudi’yi de insanlara hükmetmesi için. Yahudi’den bir farkımız var mı ahlaken? Odamızda vızıldayan bir sineği öldürme hakkını kim verdi bize? Neden bunu yapmak suç ya da kötü değil? Son çalışmalara göre arılar; politik seçim yapıyor, birbirleriyle iletişim kuruyor, birçok insanın çözemeyeceği matematik hesaplamalarını çözüyor, bazıları işten kaytarıyor, rüya gördüklerini düşünen bilim adamları bile var.

Mahiyet itibariyle ne farkım var bir arıdan? Onların dilini anlamamak dilsiz mi yaptı onları? Evrimsel süreç işledi ve beyni en çok gelişen tür biz olduk. Evrimsel süreç bizi yaratırken kendi kendine bilinç kazanmadı mı? Adeta kendini bilmiş olmadı mı? Bunun en güzel örneği yapay zekanın kendi varlığının farkına varması değil mi? Yapay zekayı yapan bir bilinç yok mu demeyin, tesadüfen ortaya çıkmış birçok yapay zeka formu var. Bilim insanları kontrolsüz çalışmaların dünyanın başına büyük belalar açabileceğini düşünüyor. Belki de türümüzü yok edecek şey yapay zekadır. İnsanın bir yapay zekanın bilgi işleme, öğrenme, muhakeme kapasitesiyle yarışması mümkün mü? Dinozorların milyonlarca yıllık dünya hakimiyeti sona ermedi mi? Bizimkinin sona ermeyeceğini düşündüren şey ne? Altı boş bir iyimserlik. İnsanlık ne zaman olgunlaşacak? Politik, ekonomik, ideolojik mücadeleleri bir kenara bırakıp haydi türümüz için ayağa kalkma vakti ne zaman diyeceğiz?

Çimlere uzanıp yıldızları izlerken sadece kendi türümü ve uzaydaki muhtemel türleri düşünüyorum. Biz insanlar ve diğerleri var odakta. Sokağa çıktığımda ise bin bir bölünmüşlük ve yapay sınırlar çizilmiş aramıza. Birey olarak değiştiremeyeceğimiz sınırlarla uğraşmanın anlamı yok. En azından kendi kendimize örmeyelim o duvarları.

Türümün olanca körlüğüyle burada yok olmasını istemiyorum. Çocuklarımın en azından Güneş Sisteminde seyahat edebileceklerini düşlüyorum. Türümüzün diğer gezegenlere yayılmasını arzu ediyorum. Belki dördüncü boyuta hükmederiz her şey kolaylaşır bizim için. Dördüncü boyut demişken çeşitli dinlerde geçen cin ve melekler bu boyutta olmalı çünkü tarifler bu boyutu işaret ediyor. Bildiğimiz fiziğin ötesi buralar. Tanrı olmasa bile melek ve cinlerin varlığını araştırabilmek ilginç olacak. Bunların inanç meselesi olduğunu biliyorum elbet ama en derindeki inançlarımızı bile test edebileceğimiz uygarlık seviyesine ulaştığımız günleri hayal etmekten kendimi alamıyorum.

Şununla paylaşın: