-Medeniyetimize dâir-
Ukrayna Krizi ve Liderlik

Ukrayna Krizi ve Liderlik

  Ukrayna ve Rusya arasındaki son günlerde yoğunlaşan ve savaşa dönme ihtimali gittikçe artan krize dair birçok şeyler söylendi. Ezberler tekrarlandı, asker sayıları kıyaslandı. Krize bir de lider ve liderlik münâkaşaları üzerinden bakalım. Ukrayna’yı bekleyen asıl zorluklar nelerdir? Ukrayna menfaatleri için hangi politikaları tatbik etmelidir? Ukrayna liderliği krizi aşacak güçte midir? Suallerini cevaplayalım.

  Ukrayna ve Rusya arasındaki kriz Rus yanlısı Ukrayna cumhurreisi Viktor Yanukoviç’in 2013 yılında AB Ortaklık Anlaşması’nı askıya almasının ardından patlak verdi. Ülkede garp yanlıları protesto için sokaklara döküldü. Yanukoviç destekçisi Rus yanlılarının da sokağa inmesiyle iç savaş şartları oluşmuş oldu. İki taraf arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı. Hâdiseler kontrol altına alınamayacak hale geldiğinde Yanukoviç Rusya’ya kaçmak mecbûriyetinde kalmıştı. Ayrılıkçıların (Rus silâh ve ekipmanı sağlanmış gruplar) ve muhtemelen Rus paralı askerlerin baskısıyla Kırım Parlamentosu Rusya’ya ilhakı sağlayacak referanduma gitti. Tatar Türkleri ve Ukraynalıların katılmadığı bu referandum netîcesi 16 Mart 2014’de Kırım gayri hukûkî olarak Rusya’ya ilhak olmuş oldu. Burada Türk umûmî efkârında sıklıkla yanlış bilinen bir realiteyi zikretmeliyim. Ukrayna rakamlarına göre Kırım’da bulunan nüfusun %60’ı Rus kökenli, %24’ü Ukraynalı ve %10’u Tatar Türk’üdür. Yani aslında Kırım’da Rus kökenli nüfus ekseriyettir. Kırım’ın ilhakının ardından yine Rus kökenlilerin ekseriyeti oluşturduğu Donbas mıntıkasında (Donetsk ve Lugansk’tan müteşekkildir.) 11 Mayıs 2014’te sözde referandumlarla sözde idâreler oluşturuldu ardından her ne kadar Rusya inkâr etse de Donbas mıntıkasına Rus askerî vâsıta ve ağır silâh yığınağı yapıldı. Ukrayna ordusu ayrılıkçılara ancak nisan ortalarında müdâhale edebildi. Hazirandan itibaren birçok meskûn mahali geri aldı ancak ayrılıkçıların saldırıları artırması ve çatışmaların başka mıntıkalara sıçraması ihtimali sebebiyle 5 Eylül 2014’te ateşkes imzâlandı. Böylelikle Donbas mıntıkasının bir kısmı Ukrayna ordusunun diğer kısmı ayrılıçıların kontrolünde kalarak cephe hattı oluşmuş oldu. Ateşkese rağmen cephe hattında zaman zaman çatışmalar çıkmaya devam etti. 2015’te imzâlanan Minsk muâhedesi tatbikindeki belirsizlik sebebiyle rafa kaldırıldı ve çeşitli diplomatik teşebbüslere rağmen mesele halledilemedi. Çatışmalar netîcesinde her iki taraftan 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Kırım Donbas

  Nisan 2019’a gelindiğinde Ukrayna yeni cumhurreisi seçmek için sandığa gitti. İkinci tura kalan iki namzetten Vladimir Zelinskiy %73’lük rey nispetiyle cumhurreisi seçildi. Zelinskiy’i enteresan kılan şey onun devlet idârecisi profiline pek de uymayan geçmişiydi. 1978 doğumlu olan Zelinskiy çocukluğundan itibaren tiyatroya alâka duydu. Henüz ortaokuldayken ünlü komedi programlarında rol aldı. Hukuk fakültesinde okuduğu yıllarda arkadaşlarıyla birlikte bir komedi grubu kurdu. Yine komedi programları için senaryo yazdı ve çeşitli programlara çıkarak kendini milyonlara sevdirdi, Ukrayna’nın en meşhur ekran yüzlerinden biri oldu. Zelinskiy 2019’a kadar hiçbir siyâsî beyânatta bulunmadı ve hiçbir siyâsî tecrübe edinmedi. Onun seçilmesinde en çok tesiri olan şey ise başrolünü oynadığı “Halkın Hizmetkârı” dizisidir. Dizide yolsuzlukluk ve kirli siyâsetten bıkan halk Zelinskiy’nin canlandırdığı târih muallimi Vasiliy Goloborodko’yu cumhurreisi seçiyor. Vasiliy Goloborodko tahmin edeceğiniz üzere korumaya ihtiyaç duymadan bisikletle sokakları gezen ve yolsuzlukla cesurca mücâdele eden buram buram popülizm kokan bir karakterdi. Dizi Ukrayna’da reyting rekorları kırdı ve Zelinskiy’nin seçilmesiyle gerçek oldu. Elbette Zelinskiy gerçek hayatta dizide oynadığıyla mukayese edilemeyecek zorluklarla yüz yüze kaldı. Bunlardan en zor olanının Rusya ile yaşanan kriz olduğunu söyleyebiliriz. Zelinskiy’nin seçilme vetiresi bana birkaç yıl önce okuduğum Kissinger’ın Dünya Düzeni (Orjinal adıyla World Order-Neşir târihi Eylül 2014) adlı kitabından bazı pasajları hatırlattı.

“Başkanlık kampanyaları İnternet’in usta kullanıcıları arasındaki mecra yarışmalarına dönüşmenin eşiğindedir. Bir zamanlar devlet yönetiminin içeriğine ilişkin sıkı münazaralar olan şey artık, adayları, yalnızca bir kuşak önce bilimkurgu malzemesi sayılabilecek derecede müdahaleci yöntemlerle sürdürülen bir pazarlama çabasının sözcüsü konumuna indirgemek üzeredir. Adayların başlıca rolü meselelerin ayrıntılarına girmek yerine fon toplamaya dönüşebilir. Pazarlama çabası mı adayın inançlarını aktarmak için tasarlanmıştır, yoksa adayın ifade ettiği inançlar, bireylerin olası tercih ve önyargılarına ilişkin “büyük veri” araştırmasının yansımaları mıdır? Demokrasi, Kurucu Babaların hayal ettikleri akıl süreci yerine, duygusal kitlesel albeniye dayalı demagojik bir sonuca doğru ilerlemekten kaçınabilir mi? Seçilmek için gerekli niteliklerle bu görevin yürütülmesi için şart olan nitelikler arasındaki uçurum çok fazla açılırsa, dış siyâsetin parçası olması gereken kavramsal anlayış ve tarih bilinci yitirilebilir ya da bu niteliklerin geliştirilmesi başkanın görevdeki ilk döneminin çok büyük bölümünü alarak, ABD’nin lider rolünün önünde engel oluşturabilir.”(1)

  Kissinger sözleri aslında oldukça açık duruyor ancak tekraren ifade edelim ki Ukrayna’da demokrasi tam da Kissinger’ın dediği gibi “Akıl süreci yerine, duygusal kitlesel albeniye dayalı demagojik bir sonuca doğru” gitmiştir. Zelinskiy’nin seçilmesi başka neyle açıklanabilir? Halk tecrübesizliği ve bir siyâsetçi için oldukça genç olan yaşına (41) rağmen sempatik bulduğu Zelinskiy’i seçebilmiştir. Kissinger’ın ikinci ikazını “Seçilmek için gerekli niteliklerle bu görevin yürütülmesi için şart olan nitelikler arasındaki uçurum çok fazla açılırsa” diyerek yapıyor. Kissinger’a göre Zelinskiy profilindeki kişiler idâre için gereken husûsiyetlerini inkişaf ettirebilmek için vazîfe müddetlerinin çoğunu ayıracak ve böyle bir liderliğe sahip olan ülkeler dezavantajlı hale düşecekler.

“Ancak, giderek daha fazla sorun gerçeklik doğasına sahipmiş gibi ele alındığından, her sorunun araştırılabilir bir yanıtı olması gerektiği, sorun ve çözümlerin düşünülmesinden çok, ‘aranıp bulunması’ önermesi yerleşiyor. Ama devletler arasındaki ilişkide ve başka birçok alandaki verilerin gerçekten yararlı olması için daha geniş bir tarih ve deneyim bağlamına yerleştirilerek, fiili bilgiye dönüştürülmesi gerekir. Ve liderleri gerekli zamanlarda bilgelik düzeyine ulaşabilen toplumlar talihlidir.”(2)

  Kissinger bu satırlarda günümüzde internetin tesiriyle yerleşen meseleleri çözmek için akıl yürütmek yerine “aranıp bulma” refleksine temas ediyor. Kissinger’a göre çağımız, insanları bu reflekse zorlasa da lider kendisine sunulan datalara daha önceden sahip olduğu geniş târih bilgisi (Târih geçmişte yaşanan hâdiseler hakkında sunduğu eşsiz tecrübelerle liderler için bir laboratuvar vazîfesi görür ancak aslolan târihî bilgileri ezberlemek değil onlar hakkında analiz-sentez yapmak ve tahlil becerisini de inkişaf ettirmektir.)  ve tecrübeleriyle mana vermeli. Zelinskiy’nin tecrübesizliğini biliyoruz, peki târih mevzuunda Kissinger’ın bahsettiği seviyeye gelebilmiş midir? Bence gelememiştir. Açıklayayım.

  Ukrayna-Rusya krizini hülasa olarak yukarıda anlatmıştım. Onu da hatırımızda tutarak devam edelim. Zelinskiy 24 Mart 2021’de Kırım’ı işgalden kurtarma stratejisini meriyete sokan kararnameyi onayladı. Kararnameyle Ukrayna Kırım’ı geri almak için bazı tedbirler alıyor ve ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamak için milletlerarası çabaları birleştirecek Kırım Platformu’nu kuruyor. (Elbette Ukrayna’nın Rusya’ya karşı harekete geçmesi stratejik açıdan değerlendirildiğinde NATO ve ABD’nin Rusya’ya karşı akıllı güç politikalarını devreye sokmasıyla açıklanmalıdır. Ukrayna bir araçtır ancak biz meseleye Ukrayna merkezli ve Ukrayna liderliğinin politikalarının değerlendirilmesi cihetinden bakıyoruz. Mevzûu stratejik açıdan görmek isteyenler Tokmakoğlu hocanın yazısına bakabilirler.*) Ukrayna Rusya’ya karşı kullanmak üzere Türkiye’den şu an aktif kullanımda 6 SİHA ve gelecekte teslim edilecek 4 korvet tedarik etmiştir. Gemisavar füzesini tekamül ettirmiştir. ABD’den henüz mart ayında 125 milyon dolar hibe almıştır. İngiltere askeri teçhizat alımı için 1.25 milyar sterlinlik kredi açmıştır. Kendi İHA ve korvet programlarını sürdürmektedir. Peki Ukrayna’nın Rusya’yı askeri olarak caydırması mümkün müdür? Ukrayna’nın savaşma kapasitesi hakkında fikir verebilecek şu bilgiyi bakalım. Ukrayna 2014’teki çatışmalarda Rusya ile doğrudan savaşmamasına rağmen hava gücünün yarısını kaybetmiştir. Ukrayna milyarlarca dolarını asla denkleşemeyeceği bir rakibine karşı silâhlanmak için harcayacağına, NATO ve ABD’nin akıllı güç stratejilerine alet ve yem olacağına başka bir politika güdemez miydi? İşte buradan Zelinskiy’nin târih bilmediğine kani oluyorum çünkü eğer bilseydi Ukrayna’nın Rusya ile Garp arasında muvazene politikası takip etmekten başka çaresi olmadığını bilirdi.

  Rusya’nın Sovyetler bakiyesi devletlere karşı politikası bu devletleri yakında tutma ve münâsebetleri güçlendirme olmuştur. Rusya için bu devletlerin NATO’ya iştiraki kabul edilemez. Rusya’nın gücünü henüz geri kazanamadığı ve Avrupa ile münâsebetlerini güçlendirmeye çalıştığı zaman diliminde (1991-2004)  NATO’ya katılmış üç küçük Baltık ülkesi (Estonya, Letonya ve Litvanya) hariç diğer Sovyet ülkeleri NATO’ya girememişlerdir. Rusya Ukrayna’nın NATO’ya girmesini millî emniyet meselesi olarak görmektedir. Zaten Rusya Ukrayna hududuna binlerce asker yığınak yapmış ve Ukrayna’yı denizden ablukaya almıştır. Ukrayna’dan Rusya’ya ya da Donbas mıntıkasındaki ayrılıkçılara gelebilecek ilk hamlede Rusya Ukrayna’yı fena cezalandıracaktır. 2008’teki Gürcistan-Rusya savaşını hatırlarsak hemen hemen aynı hamlelerin yapıldığı fark edilecektir.

  Netîce olarak şunu söyleyebiliriz ki Ukrayna’nın millî emniyetini bugün Rusya’dan çok Ukrayna demokrasisinin hatalı işleyişi tehdit etmektedir. Ukrayna tecrübesi göstermiştir ki yığınlar iyi bir iletişim kampanyasıyla manipüle edilebilir. Ekseriyet yanılabilir. Lider olma vasıflarına sahip olmayanlar iktidara gelebilir ancak peşi sıra gelen bu hataların bedeli er ya da geç ödenir/ödenecektir.

*https://politikmerkez.com/konular/politika/ukrayna-krizine-stratejik-bakis/

Kaynakça

(1) Henry Kissinger, Dünya Düzeni, Boyner Yayınları, İstanbul, 2016, s. 384-385

(2) Henry Kissinger, Dünya Düzeni, Boyner Yayınları, İstanbul, 2016, s. 381

Ömer Faruk Fidan

Her hakkı mahfuzdur.


Şununla paylaşın: