-Medeniyetimize dâir-

Ukrayna’da ABD-Rusya Mutabakatı

Ukrayna krizinde bir ayı devirdik. Gelinen nokta nedir? Dünya neden bu kadar gerildi? Meseleyi hakkıyla konuşabildik mi?

Krizi öteden beri Ukrayna-Rusya çatışması olarak değerlendirenler oldu. Halbuki gerilim NATO-Rusya arasındaydı. Hatırlayalım, 18 Ekim 2021’de Rusya Moskova’daki NATO irtibat bürosunu kapatmıştı. Batı medyası NATO ile Rusya arasında köprülerin atıldığına dair haberler yaptı.  O günden bu güne taraflar sertleşti. Belarus-Polonya arasındaki mülteci krizi baş gösterdi. Yeni yıla Kazakistan’daki kargaşayla başlandı. Mana verilemedi. Günlük hadiselermiş gibi bakıldı. Ne zamanki Ukrayna-Rusya hududuna ordular yığıldı. Savaş tamtamları o zaman çalınmaya başlandı. Türk kamuoyunda sayın Tokmakoğlu hariç doyurucu açıklamalar görülemedi. Tokmakoğlu’nun ifadesiyle bir büyük kırılmaya doğru gidildi.

Soğuk Savaş’tan sonra tarihin sonunun geldiği ifade edildi ve Rusya Batı ile diyaloğa girdi. Bir dönem NATO’ya davet edilmesi tartışıldı. SSCB nüfuzunda sayılan ülkeler birer birer Batı sistemine entegre oldu. Bu müddet zarfında Rusya toparlandı. 2008 NATO Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya katılabileceği söylendi. Rusya buna sert tepki gösterdi. Eğer iki ülkenin üyelikleri gerçekleşebilseydi Karadeniz’in bir NATO gölüne dönmesi ve Rusya’nın çepeçevre sarılması mümkün olacaktı. Bu Rusya’nın savunulmasını büyük ölçüde zorlaştıracaktı. Bükreş Zirvesi’nden dört ay kadar sonra Rusya Gürcistan’a müdahale etti. Abhazya ve Güney Osetya Gürcistan’dan koparıldı. Aslında bu strateji bir noktada NATO’nun elini kolunu bağlamak demekti çünkü eğer Gürcistan NATO’ya girerse 5. madde gereği NATO, Rusya ile savaşa girmiş olacaktı.

Ukrayna’da ise 2012’de Rus yanlısı Yanukoviç seçildi. 2013 Kasım’ında imzalanmaya hazır olan AB Ortaklık Anlaşmasını imzalamayı reddetti. Bu noktada Rusya ile sıkı münasebetleri olan oligarkların çıkarlarının zarar görmesi söz konusuydu. Protestolar patlak verdi ve Yanukoviç 2014 Şubat’ında Rusya’ya kaçana dek sürdü. Bu tarihlerde Ukrayna ABD, AB ve Rusya’nın gri bölge operasyonlarına maruz kaldı. Batı tarafı protestolarla yani yumuşak güçle ülkenin yönünü tayin etmek isterken Rusya daha komplike bir plan uyguladı. Maskeli Rus askerleri hükumet binalarını işgal ettiler. Bölgede yaşayan etnik Ruslar silahlandırıldı. Jet hızıyla Kırım ilhak edildi. Donbas’ta çatışmalar çıktı ve bölge fiilen Rus kontrolüne geçti. Bugünki duruma gelindi. Putin geçenlerde ifade etti. Ukrayna NATO’ya girerse Kırım ve Donbas için ittifak 5. maddeyi işletmek durumunda kalacak. Bizimle savaş mı istiyorsunuz mealinde konuştu.

Bakınız Ukrayna’nın gri bölgede kalması ve büyük güçlerin satrancının meydanı olması hepimize ders olmalıdır. Kazanan kimdir? Ülkeniz işgale uğramış, binlerce ölü ve yaralınız var, ticaretiniz durmuş, savunma harcamalarına milyarlarca dolar ayırmak mecburiyetindesiniz. Bu tabloda Ukrayna’nın kazanmadığı kesindir. Türkiye’de maksatlı ya da maksatsız NATO’dan çıkalım diyenler var. NATO’dan çıkmış bir Türkiye ne yapacak? Avrasyacılık yoluna mı gidecek? Bu yola gidecekse bundan menfaati ne? Bu tartışmaların yapılması bile tehlikelidir.

Tarafların stratejilerini ifade edelim. Rusya SSCB nüfuz alanında tekrar etkin olmak istemektedir. Kırım Rus toprağı olarak kalmalıdır. Belarus’tan Ukrayna ve Gürcistan’a kadar güvenli bir hat tesis edilmelidir. AB Avrupa’nın güvenliğinin sağlanmasını talep etmektedir. Ukrayna’nın AB ile entegrasyonunu destelemektedir. Savaş yerine diplomasi kanalları ile krizin çözülmesini istemektedir. ABD Ukrayna’nın korunması için askeri tedbirleri almaktadır. Rus saldırısı ihtimali kalktığında Ukrayna’yı NATO üyesi yapmak istemektedir.

Şimdi medyadaki o çoğu propaganda ve yanıltma bahsiyle servis edilen haberleri ve iddiaları bir kenara koyalım. Hatırlayın birinci ağızdan Olimpiyatlar sırasında işgal başlayacak dendi, 15-16 Şubat tarihleri verildi. Batı medyası yaygara kopardı. Bugün 17 Şubat ortada bir işgal yok. ABD Rusya’nın güvenlik taleplerine dair cevap mektubunu 26 Ocak’ta vermişti. 13 Şubat’ta Putin-Biden telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Ortada bir pazarlık dönüyor. 13 Şubat’taki görüşmeden evvel 7 Şubat’ta Putin Macron ile olan basın toplantısında mealen şunu söyledi. Ukrayna NATO’ya girer ve Kırım’ı yeniden almaya çalışırsa Avrupa ülkeleri Rusya ile otomatik savaşa girmiş olacak. NATO Rusya’dan çok güçlü ancak unutmayın ki Rusya’nın nükleer cephaneliği çoğu ülkeden daha büyüktür.

O zaman şu söylenebilir. Rusya Putin’in sözlerindeki senaryoya karşı her türlü tedbiri, nükleer savaş dahil, alacaktır. Burada bir orta nokta bulunmalıdır. 13 Şubat’taki görüşmenin ardından gelen memnuniyet ifadelerinden anlıyoruz ki ABD ile belli konularda mutabakat sağlanabilmiş. Görüşülmeye devam edilecek ve detaylar netleştirilecek. Şimdilik görünen Kırım’ın Rus toprağı olarak kabul edileceği, Ukrayna’nın güven arttırıcı adımlar atılmadan NATO’ya girmesinin bekletileceğidir. Ukrayna NATO’ya girse bile kesin olarak Kırım’ı talep edemeyecektir. ABD ve Rusya’nın belli ölçülerde de olsa mutabakata varması dünyamız için kritik bir gelişmedir. Elbette bu tür krizlerde küçük provokasyonlarla savaşın çıkması an meselesidir. Bölgede barış ve istikrarın hakim olması en büyük temennimizdir.

Ömer Faruk Fidan

Her hakkı mahfuzdur.

Şununla paylaşın: