-Medeniyetimize dâir-
Azerbaycan Zafer Merasimi

Zafer Merâsimine Dâir

  Âzerbaycan’ımızın işgâl altındaki topraklarını kurtarması, 10 Aralık günü Âzâdlık Meydanı’ndaki muhteşem bir merâsimle kutlandı. Âzerbaycan’a savaşın başından beri her sâhada destek veren Türkiye de bu desteğinin nişânesi olarak merâsimde reisicumhur Erdoğan ve 2. Komando Tugayı’na bağlı askerlerle temsil edildi. Merâsim boyunca Erdoğan ve Aliyev’in konuşmalarını, savaşta kahramanlık gösteren askerlerin geçişini, Ermenistan ordusundan ganîmet olarak ele geçirilen ve Azerbaycan ordusunun sâhip olduğu modern teçhîzatların sergilenmesini izledik. Zaman ilerledikçe merâsimi izlemek için toplanan halk, kendilerine ayrılan kısmı yer yer aşarak kendilerini heyecan selinin kollarına bıraktılar. Şüphesiz bu manzara, Türk olma şuuruna erenlerin gurunu okşayacak heybetteydi. Reisicumhur Erdoğan, konuşmasını yaparken bir şiir de okudu:

“Aras’ı ayırdılar

Kum ile doldurdular;

Ben senden ayrılmazdım

Zor ile ayırdılar,

Ay Lâçin, can Lâçin,

Men sene kurban Lâçin”

  Bâzı matbûat ve neşir organlarında bu şiirin Bahtiyar Vahapzade’ye ait “Topraktan Pay Olmaz” şiirinin bir parçası olduğu iddiâ edildi. Bâzılarında ise Aras türküsü olduğu yazıldı. Hakîkatte ise şiir ne Vahapzade’ye aitti ne de yazıya geçirilmiş böyle bir türkü vardı. Şiirin ilk dört mısraı bir bayatıdır*. Son iki mısra  ise bir Azerbaycan türküsünün kavuştak kısmıdır. Erdoğan konuşmasının seyri içerisinde bu iki şiir parçasını birleştirerek kullanmıştır. Bilgisizlikten mi yoksa umursamazlıktan mı bilinmez ama matbûatımızın böyle fâhiş bir hatâya düşmesi tam ma’nâsıyla bir rezâlettir.

Cevad Zarif Twitt

  Merâsim vesîlesiyle bâzı enteresan hâdiseler de cereyan etti. Merâsimden bir gün sonra Îran Hâriciye Vekili Cevad Zarif Twitter üzerinden Erdoğan’ı tenkit eden bir mesaj paylaştı. Zarif mesajında “Kimse Erdoğan’a, Bakü’de yanlışlıkla okuduğu şiirin, Aras Nehri’nin kuzey bölgelerinin İran’ın ana topraklarından zorla ayrılmasıyla ilgili olduğunu söylememiş” ifâdelerini kullandı. Zarif sözlerini “Acabâ bu şiirle Âzerbaycan Cumhûriyeti’nin hâkimiyetine zarar verdiğini bilmiyor muydu? Kimse sevgili Âzerbaycanımız hakkında konuşamaz” diye sürdürdü. Ancak bu mesajı Türk ve Îran umûmî efkârı tarafından anlaşılamadı. Îran tarafı, Türkiye’nin Îran toprakları üzerinde gözü olduğu şeklinde hülâsa edilebilecek bir tezvîrâta girişirken Türk tarafı da Türkiye’nin milletlerarası câmiada Îran’ı destekleyen az sayıdaki ülkelerden biri olduğunu ve Îran’ın tavrının anlaşılmaz olduğunu vurgulayan umûmî bir açıklamayla iktifâ etti. Bu yanlış anlamalar silsilesinin kıvılcımını yakan Zarif’in mesajı hakîkatte neye işâret ediyordu? Bunu anlamak için Âzerbaycan târihi hakkında umûmî bir bilgiye sâhip olmak kâfidir.

“Azerbaycan’ın kaderini belirleyen devletlerin başında Rusya gelmektedir. Rus İmparatorluğu, 1813 yılında İran’la Gülistan, 1828’de ise Türkmençay Anlaşmaları imzalanır. Bu anlaşmalar Azerbaycan topraklarını ikiye böler; Kuzey ve Güney. Aras nehri iki Azerbaycan arasında sınır olarak belirlenir.”(1)

  İktibastan anlaşılacağı üzere Zarif, Erdoğan’ın okuduğu mısraların yazılma sebebine işâret ediyordu. O mısralar, Aras Nehri’nin kuzeyinde kalan toprakların Rus işgâli altına girmesi üzerine yazılmıştı ve Zarif’in mesajında belirttiği gibi Kuzey Âzerbaycan’ın Îran’ın ana topraklarından ayrılmasına atıf yapıyordu. Târihî arka plan bilindiğinde mezkûr şiirin merâsimde okunması abesle iştigâldir. İlâveten Âzerbaycan’ın Îran’ın parçası olduğunu zımnen ifâde etmiş olur ki bu da yine Zarif’in mesajında belirttiği üzere Âzerbaycan Cumhûriyeti’nin hâkimiyetine zarar vermiştir.

  Elbette bu düşünceler mevcut Îran devletini, Kaçar Hânedanlığı tarafından idâre edilen Îran devletinin mi’rasçısı olarak kabul ettiğimiz takdirde doğrudur. Bizce Zarif’in noktainazarı hakîkatleri çarpıtmaktadır. Bir defa 1040’taki Dandanakan Savaşı’ndan i’tibâren Türkler Îran’ın büyük kısmını ele geçirdiler. Bu hâkimiyetlerini iki asırlık Moğol hâkimiyeti hâriç 1923’e kadar sürdürdüler. Türkler, Îran üzerinde Mısır’daki misalden farklı olarak sâdece hânedan olarak hüküm sürmediler. Büyük bir Türk kütlesi de bu topraklara yerleşti ve Îran’ı vatan edindi. Bugün dahi Îran’ın nüfusunun 1/3’ünden fazlasının Türk olması tespitimizi doğrular mâhiyettedir. İkinci olarak mezkûr şiir, Rus işgâliyle Kuzey Âzerbaycan’ın Türk vatanından ayrılmasına kederlenen Türkler tarafından tam ma’nâsıyla millî bir üslupla ve Türkçe söylenmiştir. Kendini Fars kültürü üzerine inşâ eden bugünkü Îran devleti düşünüldüğünde Zarif’in bu şiiri sâhiplenmesi komik kaçmaktadır.

  Bu hâdise karşısında umûmî açıklamalarla iktifâ edilmesi ve siyâsetçi, diplomat, edebiyatçı, târihçi velhâsıl münevver kısmının suskunluğu maalesef beni şaşırtmadı. Esâsen Türkiye Türkleri olarak çok uzun zamandır millî mes’elelerimiz karşısında kayıtsızlık ve şuursuzluk tûfânının esîriyiz. Bahis mevzuu hâdise karşısında da bu tutsaklık hâlini sürdürdük. Türkiye’de bir tâne bile münevver yok mudur ki Zarif’in mezkûr şiir hakkındaki düşüncelerini kavrayacak entelektüel seviyeye sâhip olsun ve aynı zamanda ekselanslarına Îran üzerindeki 700 senelik hâkimiyetimizi hatırlatacak şuurdan da nasiplensin, Zarif hâlâ bu mes’elede inat ediyorsa ona dînî liderleri Hamaney’in ana dilini sorsun. Ancak bütün bunları bugünkü çapsız adamlar devrinden beklemek kâbil değildir. Büyük şâir Fuzûlî Îran ve Âzerbaycan Türklüğünün sesi oluyor, bizlere sesleniyor. Yazımızı onunla bitirelim.

“Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn

Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli’ zebûn”

(Dost alâkasız, kayıtsız; felek merhametsiz; dünya, durmadan dönüyor. Dert çok, dert ortağı yok; düşman kuvvetli tâlih ise yenilmiş, zayıf.)

*“Türkiye Türklerinin ‘mani’, Güneydoğu ve Kuzey Irak Türkmenleri’nin ‘hoyrat’ dedikleri, tek haneden oluşan halk edebiyatı nazım türüne Kafkasya, Azerbaycan ve İran Türkleri ‘bayatı’ demektedirler.”(2)

Kaynakça

(1) Cafersoy, Nazim (2001). “Bağımsızlığın Onuncu Yılında Azerbaycan-Rusya İlişkileri (1991-2001)” ASAM Rusya-Ukrayna Araştırmaları Masası, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel, Cilt: 7, Sayı: 1, ss. 287.

(2) Ali Kafkasyalı, İran Türk Edebiyatı Antolojisi, C.1, Atatürk Üniversitesi Basımevi, 1. Baskı, Erzurum, 2002, s. 43.

Ömer Faruk Fidan

Her hakkı mahfuzdur.

Şununla paylaşın: